FOREKS FORUM TR (UCRETSIZ FOREKS BILGI PAYLASIM MERKEZI)
  ANA SAYFA     Ekonomik Takvim     Foreks Haberleri    Brokerlar    Yazarlar     Hakkımızda     VIP Giriş     Foreks TV     Mobil Versiyon
Go Back   FOREKS FORUM TR (UCRETSIZ FOREKS BILGI PAYLASIM MERKEZI) > Foreks Analizleri (Temel ve Teknik Analiz)
Foreks Analizleri (Temel ve Teknik Analiz) Pariteler hakkında teknik analiz çalışmalarını bu başlıkta paylaşacağız.
Cevapla
 
Seçenekler
  #1  
Alt 31 July 2014, 16:34
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Stratejik Araştırma Merkezi

ForexForumTR SAM
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 31 July 2014, 16:39
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart BRICS krizlere "kalkan" olacak !

"Kalkınma Bankası'nı ve Kurtarma Fonu'nu kurmaları, BRICS ülkelerinin güçlerini birleştirmeleri, doların egemenliğine ve Washington'un liderliğine karşı meydan okumaları anlamına geliyor."

Çin, Rusya, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika liderlerinin katıldığı Altıncı BRICS Zirvesi, tarihi bir zirve oldu. Brezilya'nın tatil kenti Fortaleza'da 15 Temmuz'da yapılan toplantı sonunda bir bildirge yayınlanarak Yeni Kalkınma Bankası (YKB)'nın kurulduğu duyuruldu. YKB'nin yanı sıra, finansal kriz durumunda kullanılmak üzere 100 milyar dolarlık bir döviz rezervi fonunun kuruluşu da ilan edildi.

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, YKB'nin kuruluşunu "BRICS işbirliği sürecinin büyük önem taşıyan bir sonucu" olduğunu, "BRICS ülkelerinin ortak gelişme yönündeki siyasi iradelerini yansıttığını" söyledi. Xi Jinping, "BRICS ülkelerinin her biri, ekonomide istikrarın dayanak noktası ve uluslararası toplumda huzurun kalkanı olmalıdır" dedi.

Çin'de yayınlanan Global Times gazetesi olayı şu satırlarla duyurdu: "BRICS ülkeleri, YKB'nin kurulması ve döviz rezervi fonu yönünde attıkları somut adımla, daha adil bir dünya düzeni umutlarını artırdı."

BRICS Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff şöyle konuştu: "Bugün, BRICS Kalkınma Bankası, ayrıca olası finansal krizlere karşı bir fon oluşturuldu. Bu bizim için çok önemli bir adım!"

Dünya Bankası'na alternatif YKB'nin 100 milyar dolarlık kayıtlı sermaye fonu olacak. Banka, beş kurucu üyenin 50 milyar dolarlık sermaye taahhüdü ile kuruluyor. Beş ülke 10'ar milyar dolar katkıda bulunacak ve eşit oy hakkına sahip olacak.

Banka'nın kredi verme faaliyetine 2016 yılında başlaması planlanıyor. Banka, "BRICS ülkelerinin sermaye payının yüzde 55'in altına düşmemesi" koşuluyla, diğer ülkelerin üyeliğine de açık olacak.

Shanghai Sosyal Bilimler Akademisi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nden araştırma görevlisi Hu Zhiyong, YKB ile döviz rezervi fonunun kuruluşunu şöyle yorumladı: "Bu, BRICS ülkelerinin güçlerini birleştirdiğini, doların egemenliğine ve Washington'un liderliğine karşı meydan okuduklarını gösteriyor."

BRICS ülkeleri, dünyanın toplam döviz rezervlerinin yüzde 40'ını elinde bulunduruyor. Gelişmekte olan ekonomilerin tümü düşünüldüğünde ise bu rakam, üçte biri Çin'e ait olmak üzere yüzde 75. BRİCS, yüzde 75 paya sahip olan ülkelerin küresel finans sisteminde ya da küresel servet dağılımında söz sahibi olması için çeşitli platformlarda yıllardır mücadele ediyor.

IMF oy hakları reformunun, IMF üyeleri tarafından kabul edildiği halde birkaç yıldır ABD Kongresi tarafından engenlendiğini bildiren BRICS, Fortaleza Bildirgesi'nde, tepkisini dile getirdi. Bildirge'de şu ifadeye yer verildi:

"Biz, 2010 Uluslararası Para Fonu reformlarının uygulanmaması nedeniyle hayal kırıklığı ve ciddi endişe içindeyiz. Bu durum, IMF'nin meşruiyetini, güvenilirliğini ve etkinliğini olumsuz etkilemiştir."

Zhao, gelişmekte olan ülkelerin oy hakkının teslimini engelleyen ABD'ye karşılık, YKB ve döviz rezervi fonunun küresel düzeni yeniden şekillendirmede kaldıraç olarak kullanılabileceğini belirtti.

Kalkınma bankası ile kurtarma fonunun kuruluşu "uluslararası finansal sistemde dönüm noktası" olarak değerlendirildi. Çin basını, Batı egemenliğindeki Dünya Bankası ve IMF'nin kredilerle ilgili sert siyasi koşullar öne sürdükleri için uzun zamandır eleştirildiklerine dikkat çekti.

Çin İhracat-İthalat Bankası analisti Zhao Changhui, "Dünya Bankası ve IMF'nin artık tek olmaktan çıkınca, hakimiyetini de kaybedeceğini" söylüyor. BRICS finansal kurumlarının kapasite geliştirmesiyle ilgili olarak da Zhao "zaman bizim yanımızda" diyor.

Shanghai Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü'nden araştırmacı Liu Zongyi, 2008 finansal krizinin, hakim uluslararası finansal sistemin bir kusuru olduğunu belirtti. Liu, Global Times gazetesinde 15 Temmuz'da yayımlanan yazısında, krizin, sistemde reform gerektiğinin bir göstergesi olduğunu vurguladı.

Liu, ABD dolarının rezerv para olması ve hakim konumu nedeniyle, gelişmekte olan ülkelerin, Washington'un uygulamaları karşısında savunmasız kaldıklarını hatırlattı. Liu Zongyi, gelişmekte olan ülkelerin şimdi de ABD'nin parasal genişleme politikasını değiştirmesi nedeniyle, yeni bir kriz tehdidiyle karşı karşıya olduklarını söyledi.

Araştırmacı Liu Zongyi, gelişmekte olan ülkelerin Dünya Bankası kredilerinden sadece küçük bir dilim aldığını belirtti. IMF de küresel mali kriz sırasında ortaya çıkan çalkantıda, finansal piyasaların istikrarını sağlamakta başarısız oldu.

Liu Zongyi, BRICS önderliğindeki kalkınma bankasının ve kurtarma fonunun, Dünya Bankası ve IMF'den farklı, demokratik bir ortaklık yapısına ve çalışma modeline sahip olacağını söyledi. Liu'ya göre böylece yeni banka ve fon, uluslararası finansal sistemde rekabeti, eşitliği ve reformları teşvik edebilecek.

Shanghai Fudan Üniversitesi, BRICS Araştırmaları Merkezi Müdürü Fan Yongming, "BRICS ülkeleri çok kutuplu bir dünyada önemli bir role doğru ilk adımını atmıştır" dedi. Fan, "Dünyadaki adaletsiz düzeni kısa zamanda değiştirmenin çok zor olduğunu" belirtti. Ancak bu konuda görüşler farklı. Örneğin BRICS'in G7'yi hangi vadede aşacağı ya da ABD'nin siyasi hâkimiyetini ne zaman alt edeceği tartışılıyor.

BRICS'in Yeni Kalkınma Bankası'nın kurulması, hele de merkezinin Shanghai olarak belirtilmesi karşısında bazı Batılılar hoşnutsuzluklarını gösterdi. BRICS'in gücüne tepeden bakan; parlaklığını yitirdiğini, hatta çökmekte olduğunu öne süren yayınlar yeniden piyasaya sürüldü. Bazıları gelişmelerin "Çin hegemonyası" anlamına geldiğini söyledi. Global Times gazetesi de "hegamonya kavramının altını kendileri dolduruyor" diye yanıt verdi.

Öte yandan Fan Yongming, beş gelişmekte olan ülke ekonomisinin bu yıl "hem siyasi hem de ekonomik açıdan" baskı altında olacağını belirtti. İhracatta yaygın bir gerileme yaşandığını hatırlatan Fan, BRİCS üyelerinin ekonomik geleceğinin yine de "umut verici" olduğunu söyledi.

Kaynak : http://turkish.cri.cn
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "

Konu Ertuğrul tarafından (31 July 2014 Saat 16:40 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 31 July 2014, 16:53
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart AB'nin yeni sorunları jeopolitik

Yakın zamana kadar Avrupa'daki istikrar karşısındaki en büyük riskler iç meselelerdi. Euro Bölgesi'ndeki borç krizi, üye ülkeler arasında ve üye ülkelerde gerilimi tetikledi ve birçok kez ciddi toplumsal huzursuzluğa ve euro birliğinin dağılmasına neden olacakmış gibi bir tablo çizdi.

Avrupa Birliği muhaliflerinin büyük kazanımlarla çıktığı Mayıs'taki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de görüldüğü gibi bu riskler ortadan kalkmış değil. Böyle olmasına rağmen, Avrupa'daki ekonomik şartların Euro Birliği için çok büyük sonuçlar doğurma ihtimali 2012'ye kıyasla gözle görülür oranda düştü.

Avrupa'nın istikrarı karşısında şu anki en önemli tehdit, dış riskler.

Malezya Havayolları'nın 17 sefer sayılı uçuşunun, 298 yolcusuyla birlikte düşürülmesi, AB'nin doğu sınırında Donetsk'te Ukrayna hükümeti ile Rusya yanlısı ayrılıkçılar arasındaki savaşı daha da kritik hâle getirdi. Rusya'nın olayla bağlantısının olduğu kesinleşirse, Avrupa'nın daha sert bir yanıt vermesine yönelik çağrılara direnç göstermek mümkün olmayacak.

Kötü etkilerin yayılabileceği iki kanal var.

Birincisi, doğrudan ticaret yoluyla. Ancak bu bağlantı şimdiden gayet iyi anlaşılmış durumda ve Avrupalı şirket ve yatırımcılar, Rusya ve diğer sorunlu bölgelerdeki risklerini sınırlamaya yönelik adımlar attı. Almanya'nın ekonomik büyümesi, Rusya'ya uygulanan yaptırımların sonucunda hız kesti ve Berenberg Bank da bunun üzerine geçtiğimiz hafta Euro Bölgesi'nin 2014'teki büyüme tahminini yüzde 0.1 düşürerek yüzde 1.5'e indirdi. AB'nin Malezya Havayolları'nın uçağının düşürülmesinden önce kabul ettiği yeni yaptırımlar da başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Rusya ile doğrudan en çok ticaret yapan ülkeleri hiç şüphesiz kötü etkileyecek; ancak Avrupa'da yeni başlayan toparlanmayı muhtemelen yoldan çıkarmayacak.

Kötü etkileri yayabilecek ikinci kanal ise finansal piyasalar. Bankacılık sektöründe kriz sonrasında uygulanan, finansal piyasalardaki likiditeyi ciddi oranda azaltan reformlar, piyasalardaki çalkantı riskini artırdı. İngiltere Merkez Bankası yetkilileri, piyasa yapıcılık için kullanılan finansal varlık stoklarının krizden bu yana üçte iki oranda azaldığını, bunun da yüksek sermaye masraflarını yansıttığını söyledi.

Regülatörler, finansal sistemin merkezinin şimdi şoklara karşı daha dirençli olduğunu ve acil durumda likidite sağlayabilecek mekanizmaların olduğunu savunuyor. Ancak bu mekanizmalar test edilmiş değil ve ani bir şok durumunda varlık fiyatlarında sert bir düşüş olma ihtimali göz ardı edilemez. Öte yandan böyle bir şok şimdilik olası görünmediği gibi, piyasanın henüz göremediği riski nasıl fiyatlayacağı da net değil.

Avrupa sınırlarındaki jeopolitik sorunlardan kaynaklanabilecek kısa vadeli riskler yönetilebilir olsa da, uzun vadeli sorunlar oldukça büyük. Akdeniz'in doğu ve güneyindeki şiddetli isyanlar şimdiden Avrupa'nın güneyinde mülteci krizine neden oluyor. Yunanistan ve İtalya başta olmak üzere, göçmen akışının yoğunluğu önemli bir siyasi sorun.

AB içinde insanların serbest hareket hakkına sahip olması sayesinde, AB'nin çevre ülkelerinin sınırları, aynı zamanda AB'nin de sınırları olmuş durumda. Bu da, göçmenlerin daha zengin olan kuzeye yönelmesiyle çevre ülkelerdeki gerilimlerin hızlı bir şekilde çekirdekteki ülkelere sıçramasına ve dolayısıyla sağcı ve göçmen karşıyı partilerin desteğinin artmasına neden oluyor. İtalya Başbakanı Matteo Renzi'nin Avrupa Parlamentosu'ndaki konuşmasında da vurguladığı üzere, ABD'nin sınırlarında ortak bir politikasının olmamasından ötürü, yük, genellikle en az dayanıklı olan ülkelerin omzuna biniyor.

AB sınırlarındaki karışıklık, AB içindeki istikrarı da olumsuz yönde etkiliyor. Fransa ve İngiltere gibi kuzey Avrupa ülkelerinin, büyük oranda Müslüman gruplara ev sahipliği yapmalarından ötürü Ortadoğu'daki krizlerden etkileneceğine dair endişeler var. Aynı şekilde etnik Rus azınlıkların yoğun olarak yaşadığı Doğu Avrupa hükümetleri de, Ukrayna'daki savaşın sonuçlarının kendi ülkelerine yansımasından endişe ediyor.

Yakın zamana kadar AB, Türkiye, Ukrayna, Ermenistan, Gürcistan, Moldova ve Sırbistan gibi AB kuyruğunda bekleyen ülkere, piyasala giriş imtiyazı ve üyelik vaat ederek, sınırlarında istikrar sağlamayı başarıyordu.

Ancak tek bir pazar içinde serbest dolaşım yapabilme hakkının ve Ukrayna krizinin sonuçlarına ilişkin endişeler, AB'nin bu yaklaşımın sonuna geldiğini gösterdi. Avrupa Komisyonu'nun yeni başkanı Jean-Claude Juncker, geçtiğimiz hafta beş yıl içinde yeni hiçbir ülkenin üye yapılmayacağını söyledi. Bununla birlikte AB, bir yandan da doğru ve güneydeki komşularının, birlikte sorunsuz bir şekilde yaşayabilmesi için nasıl bir alternatif ilişki kuracağına karar vermekte zorlanıyor.

Ayrıca yumuşak güç kullanmak, tek başına AB sınırlarında istikrar sağlayamaz. İngiltere hükümeti, Avrupa'nın güvenliği karşısındaki en büyük tehdidi, "ulusal egemenlik prensibini savunmada başarısızlık" olarak ifade ediyor. Ukrayna'daki krizin kontrol dışına çıkmasının bir nedeni de, AB'nin baskı uygulamakta zorlanmasıydı. AB'nin dış politika kararları 28 üyesinin de anlaşmasını gerektiriyor ve ülkelerin birbiriyle çelişen öncelikleri göz önünde bulundurulduğunda, bu uzlaşıyı sağlamak zor bir şey.

Aynı zamanda AB'nin savunma yeteneği de zayıf. Avrupa, gayrisafi yurtiçi hasılasının yalnızca yüzde 1.4'ünü savunmaya harcıyor ve üyeler arasındaki koordinasyon eksikliği, savunmanın etkisini daha da azaltıyor. Bu da AB'nin caydırıcılık yeteneğini olumsuz etkiliyor.

Sonuç olarak jeopolitik riskler, euro krizinin Avrupa'nın birliği ve finansal istikrarına arz ettiği tehditler kadar önemli olabilir. Euro krizinde olduğu gibi bu kez de çözüm daha yakın entegrasyondan geçiyor. Ancak entegrasyonun gerekli olması, bu entegrasyona ulaşmayı pek kolaylaştırmıyor.

( Kaynak : http://www.wsj.com.tr/article/SB1000...095678322.html )
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 31 July 2014, 17:06
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart ABD'de Cumhuriyetçiler Obama'ya dava açmayı planlıyor

Anayasal yetkilerini aştığı gerekçesiyle ABD Başkanı Barack Obama aleyhine dava açılabilmesine imkan veren tasarı Temsilciler Meclisi'nden geçti.Tasarı, Cumhuriyetçilerin çoğunlukta olduğu ABD Kongresi'nin alt kanadında 201'e karşı 225 oyla kabul edildi.

Temsilciler Meclisi'nin avukatları şimdi Demokrat Başkan Obama aleyhine dava açılabilmesi için gerekli yasal evrakları toplamaya başlayabilecek.
Cumhuriyetçiler Obama'nın, her Amerikan vatandaşının sağlık sigortası yaptırmasını zorunlu kılan yasanın Kongre'deki onay süreci sırasında anayasal yetkilerini aştığını iddia ediyor.
Başkan Obama ise Cumhuriyetçilerin girişiminin sadece zaman kaybı olduğunu söyledi. Obama, "Herkes bunu siyasi bir gösteri olarak görüyor" dedi.

"Daha önce eşi yok"

ABD tarihinde ilk kez Kongre'nin bir kanadının Başkan hakkında anayasal yetkilerini aştığı gerekçesiyle dava açmaya hazırlandığı bildiriliyor. Ülkede daha önce sadece bazı Kongre üyeleri Başkanlar hakkında kişisel davalar açmıştı.
Kongre'deki Cumhuriyetçiler daha önce de Obama'nın çeşitli konularda Başkanlık Kararnameleri çıkararak Kongre'yi devre dışı bırakmasından şikayetçi olmuşlar ve
ABD Anayasası'nın ihlâl edildiğini öne sürmüşlerdi.

Obama söz konusu kararnamelerle, örneğin genç bazı kaçak göçmenlerin sınırdışı edilmelerini kolaylaştırmış ve Taliban'ın beş yıldır esir tuttuğu bir ABD askeri Bowe Bergdahl karşılığında beş Afganın serbest bırakılmasını sağlamıştı.
ABD'de California Üniversitesi'nce yapılan bir araştırmaya göre Barack Obama yaklaşık altı yılda 183 Başkanlık Kararnamesi çıkardı. Cumhuriyetçi başkanlardan sekiz yılda Ronald Reagan 381, George W Bush ise 291 benzer kararname çıkarmıştı.

( Kaynak : http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler...ama_dava.shtml )
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 01 August 2014, 09:27
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Iraklı Kürtler petrol satışlarına devam kararı aldı

ABD mahkemesinin Kürt petrolünü taşıyan tanker ABD limanına yanaşırsa yüküne el konulması emrini vermesinden günler sonra Kürdistan Bölgesel Yönetimi tartışmalı ham petrol satışlarına devam ediyor.

Bir Türk yetkilinin Perşembe günü yaptığı açıklamada Irak hükümetinden izinsiz Türkiye'ye pompalanan Kürt petrolünün Ceyhan Limanı'nda demirli olan Kamari adlı tankere yükleneceği belirtildi. Kamari'nin rotasının neresi olduğu konusunda henüz bir bilgi bulunmuyor.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin doğal kaynaklar bakanlığının sözcüsü konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.

Petrol satışları Iraklı Kürtlerin Bağdat'tan ekonomik özgürlüklerini kazanmak ve ülkedeki 6.5 milyon Kürde yeni bir ülke inşa etmek için attığı adımlar olarak görülüyor. Bu çabalar Irak'ın petrol satışları üzerindeki tek otoritenin kendisinde olduğunu iddia eden ve şu anda IŞİD ile savaşmakla meşgul olan Irak federal hükümetini kızdırdı.

Şu ana kadar Bağdat'ın siyasi ve yasal tehditlerle Kürt petrolünün potansiyel müşterilerini önleme çabaları etkili oldu. Mayıs ayından beri Kürt petrolünü taşıyan 1 milyon varillik tankerlerden sadece bir tanesi satışı gerçekleştirebildi.

Kürt petrolünün bir kısmını ABD'ye gönderme çabaları ise geçen hafta Bağdat'ın bir ABD mahkemesine yaptığı Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin (KBY) petrolü yasadışı bir şekilde satmaya çalıştığına dair suç duyurusuyla engellendi. Irak hükümetinin suç duyurusu sonucu mahkeme eğer Kürt petrolünü taşıyan tanker ABD limanına yanaşırsa yüküne el konulması kararını verdi.

Kamari tankeri son bir ayda Ceyhan'da Kürt petrolünün yüklendiği ilk tanker olacak. Satışların ve yüklemelerin gerçekleştirilememesi KBY'nin iki hafta önce boru hatlarından petrol pompalamayı durdurmak zorunda kalmasına sebep olmuştu.

Ancak Kürtler ekonomik bağımsızlık yolunda ilerlemeye kararlı olduklarının sinyallerini verdi.

Doğal Kaynaklar Bakanı Ashti Hawrami, KBY hükümetinin internet sitesinde Çarşamba günü yayımlanan açıklamasında, "Bizim ham petrolümüz Irak anayasasının Kürdistan Bölgesi'ne verdiği haklara dayanılarak yasal bir şekilde üretiliyor, yükleniyor, ihraç ediliyor ve satılıyor," ifadesini kullandı.

(Kaynak : http://www.wsj.com.tr/article/SB1000...161186876.html )
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 01 August 2014, 09:35
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Economist: Türkiye yumuşak gücünü kaybetti

İngiliz Economist dergisi son sayısında Türkiye'nin dış politikasını değerlendiriyor.
"Türkiye'nın dış politikası kötü komşuluk" başlıklı yazıda Dışişleri Ahmet Davutoğlu'na yönelik ciddi eleştiriler yer alıyor. Dergi yakın zamana kadar AB ile üyelik müzakerelerinde bir NATO üyesi olan Türkiye'nin , İslam ve demokrasinin bir arada yaşayabileceğine parlak bir örnek olarak gösterildiğini vurguluyor.

Economist'in haberinde "Fakat kibir, Sünni mezhepçilik ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kötü kararlarının bir karışımı neticesinde, (Türkiye) yumuşak gücünü tüketti" deniliyor.
Yazıdan bazı bölümler şöyle:
2009 yılında güneşli bir Ekim günü bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'nun parçası olan Musul'da ülkesinin konsolosluğunu açan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun göğsü gururla kabarıyordu.
Davutoğlu "Sizi kendimizin bir parçası olarak görüyoruz, ben sizin de bakanınızım" diyordu.
Sözleri Türkiye'nin, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Doğu'yu kapsayan bir Sünni hilaline liderlik etmeye yönelik yeni-Osmanlıcı hayallerine bir ipucu sağlıyordu.
Beş yıl sonra Türk konsolosluğu eski adı İŞİD olan İslam Devleti'nin merkezi olarak hizmet vermekte.
Musul fiyaskosu Türkiye'nin bölgede azalan nüfuzunu göstermektedir.

Türkiye'nin cihadistlerle ilişkisi olduğu iddiaları Washington'da endişeye neden oluyor.
Bir Amerikan yetkilisi "Erdoğan'a derin bir güvensizlik var" diyor.
Davutoğlu Çeçenistan ve Afganistan gibi yerlerde cihadı savunurdu.
İsrail'e de "jeopolitik bir tümör" derdi.

İstanbul Marmara Üniversitesi'nden siyaset bilimci Behlül Özkan, 1990'larda eski hocası Davutoğlu tarafından kaleme alınmış 300'den fazla makaleleyi taramış.
Davutoğlu İslam Devleti'nin ideolojik düşmanı.
Özkan "O, Müslüman Kardeşler ile daha uyumludur" diyor.
Son aksiliklere rağmen Davutoğlu'nun nüfuzunu yitirdiğine dair hiçbir işaret yok.
Londra merkezli bir think-tank olan RUSI'den Aaron Stein "AKP iktidarda kaldığı sürece Türk dış politikasını o devam ettirecektir" dedi.

Ayrıca, 10 Ağustos tarihinde Türkiye'nin halk tarafından seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olması muhtemel olan Erdoğan'ın başbakan olarak yerine Davutoğlu'nu seçtiğine dair güçlü söylentiler var.
Musul felaketinin onun Osmanlı fantezilerini ortadan kaldırması umut edilir.
Ancak, henüz bu yönde hiçbir işaret yok.

( Kaynak : http://www.bbc.co.uk/turkce/ozeldosy..._turkiye.shtml )
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 01 August 2014, 09:40
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Ertuğrul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
{ 2009 yılında güneşli bir Ekim günü bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu'nun parçası olan Musul'da ülkesinin konsolosluğunu açan Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun göğsü gururla kabarıyordu.
Davutoğlu "Sizi kendimizin bir parçası olarak görüyoruz, ben sizin de bakanınızım" diyordu.
Sözleri Türkiye'nin, Balkanlar, Orta Asya ve Orta Doğu'yu kapsayan bir Sünni hilaline liderlik etmeye yönelik yeni-Osmanlıcı hayallerine bir ipucu sağlıyordu.
Beş yıl sonra Türk konsolosluğu eski adı İŞİD olan İslam Devleti'nin merkezi olarak hizmet vermekte.
Musul fiyaskosu Türkiye'nin bölgede azalan nüfuzunu göstermektedir.}
İngiltere'nin Türk korkusu bu korkudan kaynaklanan nefret İngiliz medyasında çok rahat gözlemlenebiliyor.
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 04 August 2014, 09:36
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart

Alıntı:
Kemal Yıldırım Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hayırlı olsun değişik bir başlık olmuş.
Sağol Kemal Abi. Uluslararası önemli gelişmeleri paylaşarak iktisadi ve siyasi etkilerini tartışmak amacıyla açtım bu başlığı.
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04 August 2014, 10:51
Ertuğrul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ertuğrul Ertuğrul isimli Üye şuanda  online konumundadır
Site Üyesi
 
Üyelik tarihi: 27 December 2012
Mesajlar: 354
Ertuğrul is on a distinguished road
Standart Çinli üniversite mezunları iPhone alacak para kazanamıyor

Çin'de 2014 yılında mezun olan öğrencilerin işe başlama maaşları ortalama 2,443 yuan yani 393 dolar. Pekin Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen bir ankete göre bu rakam Çin'de iPhone cihazlarının piyasa fiyatının yalnızca yarısına denk geliyor.

Her ne kadar üniversite öğrencilerinin işe başlama maaşları geçtiğimiz yıldan bu yana yüzde 15 yükselmiş olsa da Çin Haber Ajansı'na göre rakam hala beklenti olan 420 doların (2,606 yuan) altında.

Erkek üniversite mezunları kadın üniversite mezunlarına göre 63 dolar (389 yuan) daha fazla kazanıyor. Mezun öğrenciler arasında otel yönetimi, lojistik ve elektrik bölümlerinden mezun olanlar 458 dolar (2,842 yuan) ile en çok parayı kazanıyor.

Otomobil tamiratı, turizm yönetimi ve çevre bilimleri en kötü maaşların olduğu sektörler.
__________________
" Yatırım Tavsiyesi Değildir. "
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


.


Powered by vBulletin®
2008 © 2018 ForexForumTR Tüm Hakları Saklıdır.